Macaristan seçimleri, Orta Avrupa’nın küçük bir ülkesinden beklenenin çok ötesinde bir uluslararası ilgiyi üzerine çekti. Ludovika Kamu Hizmetleri Üniversitesi’nde araştırmacı olan Zoltan Egeresi, Macaristan Parlamentosu seçim sonuçlarını ve bu seçimlerin uluslararası alandaki önemini değerlendiriyor.
Son yapılan Macaristan Parlamentosu seçimlerinde, Tisza (Saygı ve Özgürlük Partisi) adlı yeni bir parti, oyların yarısından fazlasını alarak parlamentoda üçte iki çoğunluğu elde etti. Eski iktidar koalisyonu olan Fidesz ve Hristiyan Demokrat Halk Partisi ise yüzde 40’ın altında kalarak büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Bu beklenmedik zafer, 2010 yılından bu yana her seçimde başarılı olan Başbakan Viktor Orban’ın yönetimine son verdi. Orban, iktidarını pekiştiren ve Avrupa Birliği (AB) üyesi olarak ABD, Rusya, Çin ve Türkiye gibi büyük güçlerle yakın ilişkiler sürdüren bir sistem kurmuştu. Ancak bu sistem, AB içinde yalnızlaşmaya ve önemli miktarda AB fonunun engellenmesine yol açarak, zaten zayıf olan ekonomik büyüme beklentilerini daha da sarstı.
Tisza Partisi’nin zaferinde en etkili faktörlerden biri ekonomi oldu. 2022 seçimlerinden bu yana, Macaristan son yirmi yılın en kötü enflasyon krizini yaşadı. Yolsuzluk skandallarının patlak vermesiyle kamuoyunun tepkisi giderek büyüdü. Başbakan Orban’ın inşa ettiği muhafazakar-Hristiyan söylem, bu durumdan ciddi şekilde zarar gördü.
Viktor Orban, 2010 seçim zaferinden önce “merkez güç” kavramını ortaya atmıştı. Bu kavram, dindar kentli sağ aydınlar, işçi sınıfı ve kırsal nüfusun önemli bir kısmını bir araya getirerek bir iktidar bloku oluşturmak anlamına geliyordu. Bu sistem yaklaşık 15 yıl boyunca etkin bir şekilde işledi. Ancak muhalefet partileri, Fidesz’in medya ve kaynak üzerindeki hakimiyetine karşı tutarlı bir muhalefet geliştiremedi. 2022’deki ortak girişimleriyle de Fidesz’i alt edemediler. Bu durum, 2024 seçimlerinde değişti.
Af skandalının gün yüzüne çıkmasıyla, toplumda pek tanınmayan bir isim olan Peter Magyar, çevrimiçi medya platformu Partizan üzerinden yaptığı konuşmalarla dikkatleri üzerine çekti. Hükümete yönelik içeriden bir hesap sorma girişimiyle binlerce kişinin dikkatini çekti ve kısa sürede tanınan bir figür haline geldi. Magyar, seçim kampanyasını Orban yönetimi üzerine bir referanduma dönüştürmeyi başardı.
Tisza Partisi, Avrupa Parlamentosu’nda “Avrupa Halk Partisi” grubu altında yer alıyor ve kendisini merkez sağ, Avrupa yanlısı bir parti olarak konumlandırıyor. Ancak, göç politikası konusunda Orban hükümetinden önemli bir ayrışma beklenmiyor. Yine de parti, toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren, Orban karşıtı bir platform olarak varlığını sürdürüyor.
Orban’ın muhalefete geçişi, Peter Magyar’ın seçmenleri arasında AB ve komşu ülkelerle ilişkilerin onarılması yönünde yeni bir dış politika beklentisi oluşturdu. Orban’ın son yıllarda benimsediği Ukrayna karşıtı duruşa karşılık, yeni hükümetin Kiev ile ilişkilerini daha olumlu bir zemine taşımak için diyalog geliştirebileceği düşünülüyor. Tisza, kampanyasında da Rusya ile Avrupa arasındaki dengeyi gözeterek ilerleme kaydetmeye çalışacak.